 |
 |
alpik
OFFLINE (Usta)
Erkek / 30 yaşında Istanbul, Türkiye
|
Puan: 8,065
Kredi: 2,688
Son Giriş: 08 Tem 2007 17:06
|
|
Üyelerin resimlerini görüntüleyebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için buraya tıklayabilirsiniz.
|
| |
|
|
|
|
Petibör bir nedir?
Sevgili komikler insanı; sen sen sana sesleniyorum.Şimdi bu sitenin sahibi Erdem adındaki insanın
ben çooooook uzun zamandır arkadaşıyım. Bu arada orda burda forum yönetmişliğimiz, laf yapmışlığımız
olduğu için beni bizzat kendisi editör yaptı.Araya torpil koymadım valla.Herşey kendiliğinden
oldu.Sonra baktım site içeriği, mantığı benim editörlük yapmam için uygun değil.Sen en iyisi beni
petibör yap dedim.Böylece bana özel bir makam varoldu. Bu makam ne işe yarar diye soracak olursanız:
cevabı yok.Öyle bir makam işte. Bazen kürdili hicazkar bazen nihaventim ben. Makam hırsına gerek
yok. Petibörlük pekte öyle ulvi bir durum değil yani.İşte bu yüzden bana petibör nedir? Sen nasıl
petibör oldun gibi sorular sormayınız. Hele hele sitenin içeriği, kuralları bu neden böyle bu neden
çalışmıyo gibi sorularla hiç gelmeyiniz.Banlarım.
Bana geyikle gelin, sevgiyle gelin, hüzünle gelin.
Kasmayın. |
Bu üye henüz hiç liste oluşturmamış?!?
|
Size İbrahim Amcam ile Sevim (Tomurcuk) Yengemden bahsetmek istiyorum.Benim aşka,sevgiye olan
inancımı kaybettiğim dönemlerde;bu inancı yeniden kazanmamı sağlayan insanlardan
bahsediyorum.Yengeme "Tomurcuk" denmesinin sebebi dünya üzerindeki en tatlı kadın olması yüzündendi
herhalde.Tombiş yanakları her zaman gülen suratı.Her gördüğünde aynı sıcaklık ve coşkuyla
sarılması.Herkesin kulaklarında yer etmiş neşeli gür sesi ile benim yengem bir taneydi.Amcam ise
arası birleşik kalın kaşlarını bana miras bırakmış.Dünyanın en sert görünüşlü ve ağır insanlarından
biri olmasına rağmen gülmeyi en güzel beceren insanlardan biriydi.Her ne kadar Tomurcuk Yengeme göre
daha sessiz kalsada inanılmaz eğlenceli bir adamdı.Bu yazdıklarımı onlarla beraber vakit
geçirebildiğim, şimdi çok sevdiğim kokusunu bile unuttuğum evlerine gidebildiğim zamanlarda hiç
düşünmemiştim.Kocaman aile toplantılarının merkeziydi salonları.Oraya gittiğim günlerde çoğu zaman
ailemizin en sevdiğim üyelerini orada bulurdum.Kendileri gibi sıcacıktı evleride.Uzun yıllar önce
amcam eski karısından yengem için ayrılmıştı.Çok aşık olmuş, anlatıyorlardı.Oysa benim için onlar
amcam ve yengemdi.İki aşık çocuk olduklarını hiç düşünmüyordum bile.Oysa uzun yıllar onlara üç çocuk
ve torunlar vermişti.Çocuk gibi oynardı amcam torunları ile.Liseli bir genç gibi seviyormuş aslında
yengemi.Far edememişim.Dedimya onlar amca ve yengeydiler.
Bir gün annemleri fısır fısır konuşurken duydum .Bu pek hayra alamet sayılmazdı bizim evde.Sonra
dayanamadım yanlarına gittim.Bana Tomurcuk Yengemin çok hasta olduğunu ve çaresinin olmadığını
söylediler.Ameliyat olması gerekiyordu yaşamını uzatması için.Bir süre sonra hastaneye
kaldırdılar.Çok uzun süre direndim gitmemek için.Çünkü sevmezdim öyle yerleri.Sevdiğim insanları
umutsuz, korku dolu yüzlerle dolaşırken, dahası bir tanesi orda yatarken görmek
istemezdim.Gitmediğim zaman daha mutlu olurdum.İyileşeceğini düşlerdim.En son ayakta gördüğüm için o
halini hatırlardım hep.Annem bir gün; "gitmek zorundasın seni görmek istiyor" dedi.Aslında bir
şekilde bunun onu son görüşüm olacağını ima etmişti.Bende o nefret yolculuğa çıktım.Hastanenin
kokusuna alışığım ben babam yüzünden.Yıllarca Cerrahpaşa benim oyun alanım oldu.Annemde çalıştığı
için küçükken çok zaman geçirirdim babamın yanında.Hatta o tuhaf kokuyu severdim. Ama o gün çok
itici gelmişti o bilindik koku bana.Amcamı koridorda otururken gördüm.O dağ gibi adam erimişti
sanki.Çakmak bakışlarının yerini buğulu tuhaf yitik bir bakış almıştı.Tuhafsadım, durakladım önce
sonra; kendimi topladım ve sarıldım sıkıca.Bana sadece "yengen "dedi "çok kötü"...
Odanın kapısını zorlanarak araladım içerde kuzenlerim vardı.Yengem orada yatıyordu işte.Ama benim
tomurcuk yengem değildi sanki. Hayatım boyunca ilk kez o gülüşü ne kadar çok sevdiğimi
düşündüm.Çünkü o gülüş yoktu yüzünde.Beni gördüğü için sevindiği belliydi.Çok minik bir an gülümser
gibi oldu.Elini tutup ona baktığım kısa süre içinde hiç bir şey aklıma gelmedi.Biraz sonra çıkmam
gerektiğini söylediler.İşimede gelmişti aslında.Sadece amcama sarıldım ve orayı koşar adımlarla terk
ettim.Ama aklım yüreğim orada kaldı.
Çok uzun sürmedi beklenen haberin gelmesi.(Ne kadar kötü bir anlatım değilmi biri yok olsun diye
elinden hiç bir şey gelmediği için beklemek.)Sonra kendimi Zincirlikuyuda buldum.Herkes
oradaydı.Bilindik şeyleri anlatmayacağım.Orda hissettiklerim düşündüklerim hepimizin hissettiği
şeyler çünkü.Yengemin akrabalarından bir çocuk vardı.Ömrüm boyuca belki 3 belkide dört kere gördüğüm
bu ismini bile hatırlamadığım çocukla beraber mezarın hemen başında gözyaşı döktük o gün...
... (devamı)
446 kere okundu, 7 yorum var..
|
Şimdi zaman saman altından su yürütmeler devri.Ne kadar kurnaz davranırsan o kadar çok
kazanıyorsun.Tabi iyi bir yalancı olmakta artık iş hayatının en önemli kurallarından biri.Kıvrak
zeka dedikleriyle çoğu kişi bunu kastediyor.İşin kötü yanı eski yıllarda durumun nasıl olduğunuda
hiç bilmiyorum.Aslına bakarsanız araştımayada pek niyetim yok.Sebebi sukütü hayale uğrama
korkusu.Hep sığınıyoruzya eskilerin kalesine.Aaaah ah eskiden böylemiydi ya; dürüst davranırdı
herkes.El sıkışmak davranış bilimleri kurumlarınca üzerinden para kazanılan bir eylem değildi
henüz,.Söz ağızdan bir kere çıkardı.Ekmek parası sözcüğüne saygı duyulurdu.Artık ancak ailesinden
yani daha eskilerden öğrendikleri değerleri hiçe sayarak ve bu dişlinin bir parçası olarak ekmek
parası kazanabiliyor genç beyinler.İşin kötüsü giderek yalnış olarak bildikleri ve hatta nefret
ettikleri bazı davranış biçimleri artık hayatlarının bir parçası , alışık oldukları bir çalışma
biçimi halini alıyor.Sanırım bende aynı durumdayım.En azından kendimi sorgulayabiliyorum.En azından
hala sevmiyorum bu gidişhatı.Aslında çok eskilere dönmeyede gerek yok belkide. Bu dişlinin parçası
olmadan önceki gülüşlerimizi hatırlamayı öneriyorum.Ne varsa bizde vardı bilmediğimiz bir eskiden
öte aslında özlediğimiz bizim eski halimiz.
274 kere okundu, 3 yorum var..
|
Şu sıralar burnumla ilgili sorunlarım ayyuka çıktı.Laz olmamın getirisi bir takım fiziksel
özelliklerden bahsetmiyorum.Öyle olsaydı insan kesen doktor amcalardan birine gider, dolar
karşılığı, aynaya bakışımı düzelttirirdim.Oysa benim problemim nüksetme kelimesini futbolculardan
çok kullanmama nedne oluyor.Ayrıca "sniff" şeklinde bir ünlemin karikatürlerden çıkıp beynimin orta
yerine yerleşmesinin sebebide aynı.En kötüsü ne biliyormusunuz: yatağa uzanıpta yastığa kafanızı
koyduğunuz an.İşte o an ben dayanamam. (bkz: Rafael İbram El Tor Aman'ın bir şarkısı) Konumuz
kaçmadan dönersek kendisine bu şeyin kabızlıktan bir farkı olmadığını yapıştırırım.Bu ne be böyle
yapış yapış demeyin.Çok ciddi bir konu bu.Bazı farklar olduğunu kabul ediyorum.Birinde tuvalette
diğerinde yatakta kasıyorsunuz.Birinde kıçınızdaki diğerinde kafanızdaki kasları zorluyorsunuz.Ama
sonçta olayın özeti ittirmekten ibaret.Basınç değişik bir mevzu uzatmayayım toplantıya geç
kalacağım.Sonuçta emelim isteğim yalvarışım nezle denen bu illetten kurtulmaktır.Herkesin
mütemadiyen hastası ve psikopatı olduğu nezle ortamlarının tıbbın delicesine ilerlediğinin
tartışıldığı bir dönemde sona erdirilememesi beni deli ediyor.Birileri bir hapla bu işi çözmeni bir
yolunu buldu buldu.Yoksa ya mecburen doktor çıkacam yada deli.
245 kere okundu, 2 yorum var..
|
|
Bana geyikle gelin, sevgiyle gelin, hüzünle gelin.
Kasmayın.
pkiiii 
22.06.2007 01:26 |
BMC KaÇ MoDeL BeNDe De BMC LeYLaND VaR TaKaS eDeLiM Mi 
14.04.2007 14:51 |
sen en ulvi gorevi almissinda farkinda degilsin sayin Petibor dusun sene senin gibi Petibor kactane
var su komiklerde hadi komikleri bosver dunyada bile senin oldugun makamda olan oyle ulvi bir goreve
sahip olan kim var kendine haksizlik etme sen cok buyuk adamsin coookk bak erdem bile editor
olmus herkes olabilir ama Petibor asla bana oyle geliyo en azindan saygilar
07.11.2006 19:17 |
|
|
|
 |
|
|
 |