 |
 |
buket1984
OFFLINE (Müdavim)
Kadın / 24 yaşında Istanbul, Türkiye
|
Puan: 272,003
Kredi: 88,823
Son Giriş: 20 Eki 2008 17:52
|
|
Üyelerin resimlerini görüntüleyebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için buraya tıklayabilirsiniz.
|
| |
|
|
|
|
|
KEDİ KARDEŞLİĞİ
ev sahibesi =>arzu (HİÇ KİRA İSTEMEZ), öğretmen kedi => karakedi (MART AYINDA DERSLERI COK ISIMIZE YARIYACAK), mutlu kedi => mutku::evil: (PATIMANYAGI OLMAK ISTEYENLERI BEKLIYO), sokak kedisi => funboy(O ARTIK İNSAN POSTUNA BÜRÜNDÜ ), süper kedi => muhaha (AYNI ZAMANDA SÜPER BEKÇİ :bb:), minik kedi => minicik_kedi (SİTENİN EN GÜZEL FARELİ BOREKLERİNİ YAPAN PATİ), tembel kedi =>BENNNNN garfield (:dribble: EN AÇ VE :zzzz: EN UYKUCU AYNI ZAMANDA), KEDİ YAVRUSU => peris_in yavru kediciği :beby: (COK ÖZLEDİK KENDİSİNİ), çalıskan kedi => buket (BERABER MUTKUNUN ÖCUNU ALDIK), :) smıle kEdi =>catbusted:) (KEDİ SMILELI ISTIYORUZ KENDISI ICIN), hayalet kedi => 1903-1903 (oşimdi asker) :military:, acemikedi => dasilvabobo (en iyi ögrenci olacak):flirt: VEEEEEEEEE ZIYARETCILERIMIZZZZZZZZZZZZZZ, misafir => gönulyorgunu, bakkal => polite, yenılen pehlıvan => baharımsensın, yahnı => samuell (ex ejderha), en lezzetlı yemek => ART tweetymız, faciacık => FaCiA_uA ( SAĞOLSUN SONRADAN GELİP BİZE BOL BOL SÜT GETİRDİ ŞİMDİ DE LAZANYA İŞİNE GİRİYO (: ) veeeeeeeeeeeeeeeee, EN SEFDIGIMIZ BELAMIZ BİR DÖNEMİN MESUR SIRINLER SALATASI HUNIMP
|
|
TİTANİC
Every night in my dreams, I see you I feel you, That is how, I know you go on, Far across the distance, And spaces between us, You have come to show you go on, Near far wherever you are, I believe that the heart does go on, Once more you open the door, And you
e here in my heart, And my heart will go on and on, Love can touch us one time, And last for a lifetime, And never go till we
e one, Love was when I loved you, One true time I hold you, In my life well always go on, You
e here theres nothing I fear, And I know that my heart will go on, Well stay forever this way, You are safe in my heart, And my heart will go on and on...
|
|
BU KADARINA DA PES 2
Geçenlerde, ismini vermek istemediğim Büyükşehir Belediyesi
e bağlı ........ A.Ş. bir geri dönüşüm projesi için ihale açtı ve ihaleyi alan firma 20 tane çevre mühendisi istiyor, aylık 1.800 YTL verip projeyi takip etmesi için..ve bu alınan çevre mühendisleri her hangi bir sınavla değil;;; bakanın, milletvekilinin, bilmem ne müdürünün dıdılarının dıdıları..Neyse işte.. Bunları öğrenmek ne kadar acıtıcı değil mi?? Bir de bunları nerden örendim kısmı var tabi, hiç birşey saklı kalmıyor..Bir yerden öğreniyorsunuz..Şunu görüyorum ki bu ülkede okuyana, okutana saygı yok., Bir koltuk kavgasıdır gidiyor.. Koltuğu bulan oturuyor, koltuk kemerini takıyor ve kimse beni burdan kaldırmasıné diye uğraşıyor. Koltuktan kalkmamak için o kadar konsantre oluyor ki -bari oturdun oranın hakkını ver- sadece kalkmamak için elinden geleni yapıyor, asıl yapması gerekeni unutup.. Ve işte hayat o kaltuk(lar)da oturanların hiç birşey yapmaması ile ama hala orada oturmasıyla devam edip gidiyor...., neyse yaram çok derin.. Sadece yazmak istedim...
|
|
|
Ne kaldı senden geriye bana?..Sen yeni sürgün fidanlar gibi büyürken gün geçtikçe, ben hiçliğe
gömülüyorum biraz daha. Ne kaldı geriye senden bana? Nerede vaat ettiğin o masumiyet, o düşünmeden
yaşamak, saf mutluluk.. Nerede o sonsuzluk çocukları, nerede biricik huzur? Terk edip gittiğinden
beri geçmek bilmiyor geceler. Ümit yok, çünkü kapkara sabahları. O karanlık sabahlarda düşünüyorum:
Senden geriye bana ne kaldı? Ölmek içinmiş yaşamak, biliyordun da söylemedin. Kandırdın hep bizi
göstermedin gerçek yüzünü. Bazen “umut” oldun, bazen inanç, mecburduk sarılmaya yalanlarına. Ne de
çoktular ama, ne de gönül çelici.. Onlarsız ne anlamı vardı yaşamanın. Hepimiz yapışıverdik birinin
kuyruğuna savrulduk oradan oraya, düşe kalka, bata çıka, günler ayları, aylar yılları kovaladı o
sıra, görüyordun hepimizi yukarılardan mutlaka.. Peki bittiğinde.. Ne kaldı geriye senden bana?
Yolun sonuna gelmeden anlamıyor insan. Kendi oyunumuzu oynuyorduk güya; oysa oyun da senin,
dağıttığın tüm oyuncaklar da. Kimine lüzumundan fazla verdin kabul et. Olsun, artık kızmıyorum;
çünkü her şey sandıklarımız meğer hiçbir şeymiş şimdi anlıyorum. Tam burada, yolun sonunda. Ve
düşünüyorum da yine de yaşamak diye bir şey varsa, ne kaldı geriye senden bana? Bulamıyorum. Verip
de almadığın ne var? Anlayamıyorum ne içindi her şey? Sebebi neydi bu yalancı varoluşun? Hikmeti
kendimizde bildik, içimizde; oysa ki boştuk her şey gibi bizde. Şu yaşam denen anlamsızlığın
başındaydık daha dün, işte bitiriverdik “bitmezi” birdenbire. Sonu gelmez uğraşlar içindeydik ya,
hep daha fazlası için didindik durduk. Ne verdiysen bizden öncekilere hepsinden bir parça tatmak
için, bütün zevkleri yaşamak için.. Komik geliyor şimdi. Asla var olmayanın peşinde bir ömür
tüketmek. Milyar ve milyarlarca ömür. Biz tükendikçe sen büyüdün, umarsızlığında öyle. Nasıl
başardın onca insanı efsunlamayı? Biz bile bile, göre göre nasıl aldandık nasıl inandık sahte
sözlere de biniverdik hevesle o hiçlik trenine? Gür geliyordu ilkin lokomotifin sesi, ve tatlıydı
arkadaki bin bir vagonda neler var merak etmesi. Öncekilere aldırmadık, sonrakilere de dönüp
bakmadık. Her birimiz kendi hayalinin eseri, aptal çocuklar gibi, varoluşuna ararken sebep, sorgusuz
hep daha ileri yürüdük hep bir sonrakini düşünerek. Neler gördü gözler, neler yaşandı; hepsi de sana
ezelde teslim ilahi oyunlardı. Biliyorum aslında acılar da senindi mutluluklar da. Tüm o curcuna da
senin kahreden yalnızlıklar da. Varlık da senin yokluk da.
Peki söyle! Ne kaldı geriye senden bana?
Sormuyorum artık bunu. Biliyorum çok geç. Dönüp bakmıyorum geriye. Her anında bir pişmanlık. Ne
çabuk gelmişiz buralara anlamadım. Hayat boyu aradım da o yegane gerçeği, hep yanı başımdaymış
meğer, farkına varamadım. Ve ardımdaki vagonlar hızla çoğaldı; oysa yaşanmamış daha neler neler
vardı. Ümitsizlik sardı yaşlı bedenimi, hayale vakti kalmayan yüreğimi. Yine de taptaze atıyordu ya
işte; korkuyla irkildim bu son girişte. Son vagondu bu artık ışıksız, kapkara; dönüşü yok çıkış
yalnızca mezara. Ne dehşetli bir yoldu bu. Yorgun beynimde binlerce soru.. Korkuyorum hem de hiç
korkmadığım kadar. Yüreğimde bir acı tarifi imkansız. Öyle ki görebiliyorum şu an kendimi bile
yalansız. Bir tanesi hariç silindi tüm sorular. Hayat bıraktım peşini vuslata beş kala; ama o
körolası cevapsız soru var ya..
Yaşlı gözlerim dikilmiş tavana,
... (devamı)
241 kere okundu, 0 yorum var..
|
….Genç kızın yüzüne uzun uzun baktı. O da karşısında, kendine çevrili bir çift gözün varlığını
bilerek, suç işlemiş küçük çocuklara has, masum bir utangaçlıkla başını yerden kaldırmadan
dakikalarca öylece kaldı. Delikanlı, tüm tahayyüllerinin ötesinde ancak sevilmek için yaratılmış
olduğuna inandığı bu kızın, defalarca kendine ispatlamış olduğu o anlayışlı ve sevecen, o masum
safiyane bağlılığına, içinde yaşadığı dünyadan çoktan silinmiş olmasından mıdır bir türlü
inanamamasına ve belki de, sırf bu yüzden onu sevmekten başka hiçbir suçu olmayan bu kıza türlü
ezalar çektirmesinin anlamsızlığına içinden lanetler okudu.
O çok güzeldi, daha da güzel olmasını istiyordu. En güzel. Nedeni belirsiz miydi bunun? Sırf kendi
için mi istiyordu yoksa; o da yozlaşmış olduklarına inandığı diğerleri gibi bunun cakasını satmak
için mi? İkincisi olması düşüncesi onu tiksindirdi. O hep diğerleri gibi olmadığını söylerdi. Acaba
bu bilinçli bir seçim mi yoksa; öyle olmadığı için dışarıya karşı takındığı sahte bir tavır alma mı?
Her ne ise kendi de karar veremiyordu buna. Yine de zorlama bir şeyler olmadığını biliyordu. Bu da
onu rahatlatıyordu. “İnsan kendine ait olanı yaşar” dedi içinden. O da böyle yapıyordu işte. Ve bu,
çoğunun anlamsız, hatta çekilmez bulabileceği bu yaşamı, şimdi onun yanında birlikte geçirmek
isteyen biri vardı. Bir yapmacıklık, yalan yoktu onun sevgisinde, biliyordu bunu. Yine de emin olmak
için miydi, denemek için mi sevgisinin ölçüsünü, her şeye rağmen hep böyle kalabilecek miydi, onu mu
anlamaya çalışıyordu tüm bu yaptıklarıyla? Şu güne kadar hiç hayal kırıklığına uğratmamıştı kız onu.
“Bir insan eğer bu kadar anlayışlı ve müşfik ise bunun sebebi sevgiden başka ne olabilir ki?
“Yalansız, saf bir sevgi”, diye geçirdi içinden ve bu düşünce ona tarif edilemez bir huzur verdi…
Hala gözleri yerde öylece duruyordu kız. Delikanlının bakışlarını üstünden kaldırması için sabırsız
ve hala o çocuksu mimiklerle.. Kızın bu halleri çok hoşuna gidiyordu. Gözlerinin içine bakamaması ve
bunu belli etmemeye de çalışmıyordu hiç. Şimdi belki sıkıldığından bir kalp gibi atan alt dudağının
kıvrımı, minik ürkek bir tavşanınki gibi titreyen küçücük burnuyla bir uyum içindeydi. Ve bu hal
içinde yarı kapalı kocaman gözleriyle öyle sevimli, öyle hoş, öyle güzel duruyordu ki… Delikanlı
kendi elinden, bir gün kayıp gitmesinden korksa da, şimdi ellerinde, gözlerinde, yüreğinde doya doya
yaşadığı bu sihirli anlar için ancak şükretmesi gerektiğini biliyordu…
157 kere okundu, 1 yorum var..
|
Yaşam...
Sana verilen bir hak,
Hakların okunmadan tutuklandığın
Dünya hapishane,
Gardiyanlar annen baban,
Varsa bir kaç kardeşin
Herşeyi paylaştığın.
... (devamı)
165 kere okundu, 2 yorum var..
|
|
Ramazan Bayramanız sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle..

02.10.2008 14:07 |
huni dediki kış gelsin o da gelir burda havalar soğudu valla gel artık
24.09.2008 10:07 |
Nerdesin sen be?
09.09.2008 13:10 |
|
|
|
 |
|
|
 |