 |
 |
daccall
OFFLINE (Müdavim)
Erkek / 28 yaşında Diğer, Türkiye
|
Puan: 27,664
Kredi: 9,221
Son Giriş: 21 Ağu 2008 19:52
|
|
Üyelerin resimlerini görüntüleyebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için buraya tıklayabilirsiniz.
|
| |
|
|
|
|
YETER ARTIK İSTEDİĞİN AŞKSA AYRILMA ZAMANI GEÇELİ ÇOKK OLDU..
Yaşam ve Ölüm
Yaşam ve ölüm
Bunun adı hayat.
Gel ve git
Varlığın sanki bir saat.
Bir varsın, bir yoksun,
Arasında bir ömür var.
Zaman dakika ile salise kadar,
Ama sen bunu anlayamıyorsun.
Gözünü açıyorsun, kapıyorsun,
Gece yatıyorsun, sabah kalkıyorsun,
Zaman o kadar hızlı akıyor şaşıyorsun,
Bir bakmışın var bir de bakmışın yoksun.
Yaptıkların var ediyor seni,
Yapamadıklarına üzülüyorsun
Önce uzun geliyor hayat,
Sonra gittikçe kısalıyor heyhat!...
Ömür sana verilmiş bir elbise,
Güzel giyilirse yakışır herkese,
Marifet ömür kumaşını güzelce dikebilmekte,
Yoksa yazık olur ömre verilen kıymete
Yaşam ve ölüm
Bunun adı hayat.
Gel ve git
Varlığın sanki bir saat .
Varlıkla yokluk arasında tüm cümleler
Yok olmak istedim, olamadım
Bir satır boyu ilerliyorum sana doğru
Noktamı kaybettim
Ünlemle durdur beni
Ben duramıyorum
Bir nehirdir içinde yüzdüğüm
Nehir oldum, aktım sana doğru
Yönüm oldun
Yolum oldun
Çek setleri önüme durdur beni
Baraj olsam da korkma
İçimdedir tüm taşkınlarım
Yıkmam duvarlarını
Küçük bir sandalda taşıdım elmasları
Sakladım gece karanlığına
Göstermedim, gösteremedim incilerimi
Kaçaktım, kaçacaktım
Noktamı kaybettim
Kaçmadım işte kaçamadım
Şimdi geminde kaçak bir yolcuyum
Kaçtığım da sensin, kaçtığım da….
VARDIĞIM DA…..
Ben ben olmaktan çıktı
Aynalara küstüm, kızdım kendime
Büyük cümlelerimin altında ezildim
Virgülümü de kaybettim
Sana geldim
Gelmek istemesem de geldim
Aslında belki de bu değildi niyetim.
Neden sana geldim
Ünlemler çek önüme
Setlerim yıkıldı
Sen duvarlar ör bana
Durdur beni
Bir nehirim şimdi sana akan
Kendi başına duramayan |
BENMİŞİM
İçimde kaleler inşaa ettim kırılmamak adına, Harcına gözyaşı döktüm daha da sağlam olsun diye, Şimdi yarattığım zindanlarda ışıksızım, Kaçtım kendime saklandım her küstüğümde, Vazgeçtim aynalardan vakitsiz uykularda, İnsan kendine rağmen yaşamayı bilmeli bazen, Benmişim kendimden bir korkak yaratmışım, Kendimi korurken en çok ben ürkütmüşüm, Benmişim kendini savunurken en çok hançerleyen, Bir meçhul olmuşum failim ben Ama beni bana küstüren beni bana kırdıran Kalpsizin hiç suçu yok mu? Kim demiş aşıklar hep mutlu olurlar diye, Hesapsız seveceksin, canın ağzına gelse de, Vururken yalnızlık yüzüne, Sen pay edersin gönlünü onlarca hüzüne, Bir meçhul olmuşum failim ben Ama beni bana küstüren beni bana kırdıran Kalpsizin hiç suçu yok mu?
|
|
AYRILIK
Ayrılık, yarımların acısını bırakır ömrümüzün herhangi bir vaktine. Yaşanılan acı, sadece bir sözcüğün sıradanlığına sığdırılmıştır. Oysa o, soluk alıp verilen her dakikada saklıdır., Gecenin karanlığı ile gelen sızı, göçmen kuşların kanadına takılan sevinç, kuzeyden esen rüzgarın, kokusu, sonsuz dokunuştur ayrılık., Giden biraz yaşanmışlık biraz da yaşanacak şeyler götürmüştür. Biraz kendi ömründen biraz da onun, ömründendir götürdüğü. Oysa gözlerdeki ıssızlıkta bulunmuştur aranılan. Hiç bir bencillik kıyılarına, uğramadan yanaşılan bir limandır yaşanılan. Onca kalabalığın içinde çırılçıplak bulunulan, yalnızlıktır paylaştıkları. Uzun zamanlardan topladıklarıdır birbirlerine sundukları. Giden, götürmüştür bir ömür biriktirdiği acıları da., Bir kuş kanadının çırpınışı kadar kısadır. Her şey bir anda bitiverir. Bulunduğu gibi, yüreğe kabul, edildiği gibi, anlaşıldığı gibi değildir bu. Zamanın hızı daha acımasızca işler terk edişin, durağında. Başlarken duyulan kaygıların dizildiği, kuşkuların yer edindiği kadar uzun değildir ömrü., İki kirpiğin buluşma anından daha hızlıdır bazen ayrılık. O ilmek ilmek işlenen, günlerce diller, dökülen ve bin türlü acının içinden süzülerek getirilen sözcüklerin sihrinden yoksundur. Çünkü, hiçbir yıkımın hassaslığa ihtiyacı yoktur. Onda ayrıntı da yoktur. O sadece yıkar giderken... ve, yıkım zaman ile bir bağ kurmaz. Çünkü zamanın yeri yoktur gidenin bıraktığı yerde. Giden zamanı da, almıştır yanında, gelecek geçmişin gölgesindedir artık
|
|
AŞK
Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve, dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim., Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.., sesi soluğu nasıl duyulur?, Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız, hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim., Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle, dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim., Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda., Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden, bir aşkın kederini., Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin, ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın, birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa, dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler, bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü, yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim., Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl, birden mazi olursun?, Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya, meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben, burada, terk edip gittiğin yerdeyim., Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana..
|
|
|
Bu üye henüz hiç blog yazmamış?!
|
|
|
 |
|
|
 |