 |
 |
elaberre
OFFLINE (Müdavim)
Kadın / 17 yaşında Aydın, Türkiye
|
Puan: 17,679
Kredi: 5,891
Son Giriş: 15 Eyl 2008 18:55
|
|
Üyelerin resimlerini görüntüleyebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için buraya tıklayabilirsiniz.
|
| |
|
|
|
|
YORUM YAZIN LUTFEN...Bir sabah her zamankinden daha erken yola çıktı. Bahçenin önüne geldiğinde
yüreğinin titrediğini, içinin ürperdiğini hissetti; her gün tül perdenin arkasında gördüğü kız,
bahçede gülleri suluyordu.
Güzel kız, genç adamı görünce yüzü kızararak içeri kaçtı. Adam, genç kızın hayali gözlerinden
kaybolmasın diye gayret eder gibi, gözlerini bir güle dikerek öylece kalakaldı. Gördüğü güzelliğin
etkisinde kalmış sevdalandığını düşünüyordu.
Genç adam, artık hergün bir öncesine göre biraz daha erken geçiyordu, kızı tekrar görürüm, umuduyla.
Fakat tüllerin gerisinde görünüp kaçan bir silüetten başka şey göremiyor, kahroluyordu.
Genç kız da her sabah heyacanla tüller arkasına geçiyor, genç adamın gelmesini bekliyordu.
Bir gün, genç adam bahçenin önünden geçmedi. Genç kız gün boyunca boşuna bekledi. Ertesi gün, daha
ertesi gün yine boşuna bekledi, genç adam gelmedi
Başka bir gün, yine umutsuz gözlerle yola bakarken, bir grup insanın omuzlarında tabutla
geçtiklerini gördü genç kız. yoksa genç adam ölmüş müydü
Genç adam bir gün yine geçti bahçenin önünden. Kaza geçirip, aylardır yattığı hastaneden sonunda
çıkmış, ilk iş olarak ta, güllü bahçenin önüne gelmişti. Ama ümit içinde geldiği bahçenin önünde,
gülen yüzü asıldı; bahçedeki güller solmuş, pencere kara perdelerle sımsıkı kapatılmıştı.
Genç adam yolda oynayan çocuklara sordu; "-Bu evde kimse yaşamıyor mu? -Burda yaşayan genç kız ne
oldu? " Çocuklardan biri atıldı; "-o öldü. " dedi,Yıllar sonraydı, küçük bir çocuk heyacanla
annesiyle babasının yanına koştu, güller arasında, sallanan sandalyede oturan ihtiyar adamı
göstererek bağırdı; "-Dedem gülüyor, dedem gülüyor baba !. Koşarak ihtiyarın yanına gittiler,
gülerken hiç görmedikleri yüzüne baktılar. Elinde bir gül olan ihtiyar adamın yüzüne, gerçekten bir
gülümseme yayılmıştı;yıllardır görmediği birine kavuşuyormuş gibi mutlu bir gülümseyişti bu. Fakat
gözleri kapalıydı. |
DİYEMEDİM
Gidiyorsun işte bilmediğim uzaklara, Bakarken ardından gitme kal diyemedim, Bu ayrılık birçok şeyi aldı götürdü benden, Dostlarım sordular o gitti diyemedim, Diyemedim diyemedim diyemedim diyemedim, Şimdi herşey anlamsız, Yarım kaldı aşkımız, Akarken gözyaşlarım, Deli gibi zamansız, Seviyorum seviyorum seviyorum diyemedim, Gururum engel oldu seviyorum diyemedim, Bakarken ardından gitme kal diyemedim...(BNİ ANLATAN ERHAN GÜLERYÜZÜN SARKISI...)
|
|
SIRA ARKADASI
Bütün o seyler olup, biterken, senin gördügünü gören biriyle sira arkadasi olmakti. Yoksa 50 yil ne knusur insan karisiyla, kocasiyla? Belediye baskaninin verdigi, yetkiyle bir memur sizin beraber yatip, üremenize izin verdi diye... Ama sira, arkadasi... Sira arkadasi insanin, önünde durmaz, arkasinda da., Yaninda durur., Böyle, yan yana durur iste. Siz yan yana dururken basinizdan olaylar, geçer., Hayat denen sıkıcı dersi bir aralik kollarsin hep gördü mü? demek için., Çünkü, mesela, hep etegi sarkar iktidarin. Gördün mü deyip, iki, kisilik gülersin. Mesela sira dayagina çeker sizi hayat. Acidi mi?, dersin. Aciyan yerlerini gösterirsin birbirine. Geçince ya da geçti saninca, gördün mü? dersin. Bak geçti., Yokluklarda, yoksunluklarda yoklama yapacagi tutar hayatin., Eksik yazilmasin diye o, atarsin kendini ortaya. Yalanlar, masallar, hikayeler; oyalarsin zamani., Ne yapar yapar eksik dedirtmezsin sira arkadasin için. Sonra bir aralik bulup yine: Gördün mü? dersin, iki kisi olunca nasil idare ediyoruz, Herkeslerden gizli, hinzir seyler yaparsin birlikte. Düsersin diye, çikarmadiklari yükseklere çikip, ogulursun diye göndermedikleri, dehlizlere dalarsin birlikte. Maceralarin arasindan parmaklariniz, uçusur güzel ve tuhaf seyleri isaret etmek için:, Gördün mü? dersin, Görecek daha çok sey buluyoruz iki kisiyken., Gün gelir, bir rüya görünce bile gördün mü? dersin. Çünkü iki, kisilik yillanmis uykularda akillar bile iliyip karisir birbirine. Bazen baskalarina gönlü kayabilir bile insanin, baska siralara., Hayat uzun ya! Ama o baskalarina gördün mü? diyemeyecegini anladigin, anda..., Ama sira arkadasi gidince... Hayat sürüyor diyorsun ha, Hadi yA Çoğumuzun beklediği ama çok azımızın beklerken bedel ödediği sıra arkadaşı...
|
|
VE KAPI ÇALMAZ...
Kapı çalar..., Sabahın erken saatlerinde... Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden “Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım” diye geçirirsiniz..., Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kâğıda bir imza atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. “Artık canım sıkılmayacak” deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız..., Zil çalar..., Kapıya koşarsınız., Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta günlerce sürer. “Yaşamak ne güzel” dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken..., Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu. Elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz “Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre...” Bu küçük hâdise neşelendiriverir ortalığı. Hatta koşup hanımınıza anlatırsınız., Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. “Oğlum benim...” diye hasretle kucaklarken gözyaşlarınızı zaptedemezsiniz. Mutululuğunuz oğlunuzun izni kadar uzar..., Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar..., Ve kapı çalmaz..., En büyük misafir gelir., Âdetâ kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız. “Niye haber vermedi?” diye içinizden geçirirken “Doğduğundan beri zile basmaktayım” der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez., Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir...
|
|
|
Bu üye henüz hiç blog yazmamış?!
|
SAFAK VAKTİ YAĞAN ÇİĞ TANESİ KADAR MASUM GÜN
BATIMINDA DENİZLERDEN ESEN RÜZGAR KADAR ÇILGIN VE OKYANUSUN
DERİNLİKLERİNDEKİ İNCİ TANELERİ KADAR ÖZELSİN 
10.09.2008 17:57 |
HAYIRLI RAMAZANLAR
01.09.2008 18:35 |
slm
04.08.2008 13:07 |
|
|
|
 |
|
|
 |