 |
 |
falyanos
OFFLINE (Müdavim)
Kadın / 27 yaşında İzmir, Türkiye
|
Puan: 31,190
Kredi: 10,397
Son Giriş: 06 Tem 2008 20:03
|
|
|
| |
|
|
|
|
Kendimi anlatmayı sevmem ben. Sadece şunu söyleyeyim; gülmeyi, insanları ve yunusları çoookkk ama
çookkk seviyorummm ))) Bitiyorum o şirin hayvanlara yüzlerinde sürekli bir gülümseme olduğu
için bayılıyorum onlara |
TARİHİ VE GÜZEL İZMİR
TARİHİ VE GÜZEL İZMİR, *İlk sigarayi Alsancak - Karşıyaka vapurunda içmişsen artık ne zaman sigara içsen rüzgar esecek sanırsın. İzmir de büyümüş isen yollarin er yada gec denize cikacagini..Sanirsin.*Herkesin öyle ya da böyle lafın bir yerinde şaka yapacagini, gülüşeceğinizi, kızlarin hep şenşakrak olacağını... Sanırsın.*Efelenen kadınlar olduğunu bildiğin için kadin olarak, ondan sonra hep efelenebileceğini sanırsın.Paçan ilk kez aşağıya alindığında, omuz atacağım bu hayata derken fena halde omuz yediğinde koşup Alsancak -Karşıyaka vapuruna o ilk sigarayi yeniden içmek, izmire ama sen bana böyle dememiştin demek ister canın.*Dolmuşlarda, otobüslerde yanında oturanlarla konuşmaya başlayacağını, tüm dertlerini anlatıvereceğini, onun da hakiketen dinleyip işleri kolaylaştırıcı birşeyler söylemeye gayret edeceğini.Sanırsın.*Salataları n hep ışıl ışıl zeytinyağlı olacağını, çekirdeğe herkesin çiğdem diyecegini, sinirlenenlerin asfalyalarinin atıcağını, balık yerken terenin unutulmayacağını, her şehirde sabahlari boyoz bulunabileceğini, gevrek diyince simit demek istediğini, herkesin anlayacağını, gevreğin yaninda da mutlaka tulum peyniri olacağını. Sanırsın..*Kumru dediğinde simit ekmeğine yapılmış domatlı - peynirli sandviçleri kasdettiğinin anlaşılacağının filan...Sanırsın*Kahve dendiğinde, Kemeraltında mangal kömürüyle fincanda yapılan kahve olacağını filan. sanırsın *Her şehirde çocukken gidilen ve çok hayret edilen fuarlar olduğunu, pavyon diyince ülkelerin standlariının bulundugu neşeli hangarların kasdedildiğini, lunapark denilen şeyin fuarın ayrılmaz parçası olduğunu, fuar denilen yerde yürüyünce çocukların çok yorulduğunu ve yorulmuş çocukların kucakta taşınacağını Sanırsın, *Karın dağlarda olan birşeyler olduğunu, herkesin ahtapot yediğini, herkesin biraz rumca bildiğini, dünyadaki bütün kadınların yaz olunca mini etek giydiğini, rakı içilince oynandığını, içilmesede oynandığını, her fırsatta oynandığını.Sanırsın.*Izmirin kıymeti, İzmirde olmayınca daha iyi anlaşılıyor belki..
|
|
Y A Ş A M İ Ç İ N Ö Ğ Ü T L E R
Y A Ş A M İ Ç İ N Ö Ğ Ü T L E R, 1. Büyük aşklar ve büyük kazanımların büyük Risk taşıdığını hesaba katın., 2. Kaybettiginizde, aldığınız dersi de kaybetmeyin., 3. Üç ‘S’yi hep uygulayin: Sevgi, kendiniz ve başkaları için Saygı, Sorumluluk, tüm davranışlarınız için, 4. İstediğinizi alamamanızın bazen ne kadar büyük bir şans olduğunu, hatırlayın., 5. Kurallari iyi öğrenin ki, onları düzgün şekilde ihlal etmeyi bilesiniz., 6. Küçük bir aksaklığın, büyük bir arkadaşlığı yaralamasına izin vermeyin., 7. Hata yaptığınız anladığınız zaman, düzeltmek için derhal gerekli adımları atın., 8. Biraz yalnız zaman harcayın., 9. Kollarınızı değişime açın ama değerlerinizin kaybolup gitmesine izin, vermeyin., 10. Sessizliğin bazen en iyi yanıt olduğunu hatırlayın., 11. Iyi ve şerefli bir hayat yasayın. Yaşlandığınızda ve dönüp geçmişinize, baktığınızda, ikinci kez keyif alın., 12. Sevgi dolu bir ev, hayatinizin temelidir. Sakin, düzenli bir ev yaratmak, için elinizden gelen herşeyi yapın., 13. Sevdiklerinizle anlaşmazlığa düştüğünüzde, sadece mevcut durumla, ilgilenin. Geçmişi getirmeyin., 14. Bilginizi paylaşın. Bu ölümsüzlüğe giden yoldur., 15. Dünyaya karsi nazik olun., 16. Yılda bir kez, daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gidin., 17. En iyi ilişkinin, birbirinize karşı duyduğunuz aşkın, biribirinize olan ihtiyaçtan daha fazlalaştığı zaman olduğunu hatırlayın., 18. Başarınızı, ona ulaşmak için nelerden vazgeçtiğinizle yargılayın., 19. Aşka ve yemek pişirmeye, sonuçlarını hiç düşünmeden girişin.
|
|
ATEŞ VE SU
Ateş Ve Su, Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa, Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol..., Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüreğim sana armağan..., Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına..., Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı..., Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu. Bir gün gelmiş, suya varmış yolu. Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın., Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını...., Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla., İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.., Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş..
|
|
|
Bu üye henüz hiç blog yazmamış?!
|
İZMİRLİYİZZZZZZ....
BEN İZMİRLİYİMmmm... * Körfez Kokusu nedir biliyorsanız. * 35 ve 35, 5 kavramları size bir şey
ifade, ediyorsa, * Gördüğünüz her gökdeleni Hiltonla kıyaslıyorsanız, * Sıcakkanlıysanız, * Paraşüt,
kulesinden atladıysanız, * Hiçbirzaman biryere geç kalma korkusu yaşamadıysanız * Çocukken,
Kemeraltında kaybolduysanız * Babanız;Biz çocukken Konakta denize girerdik hikayeleri anlatıyorsa *,
Bir kere bile YKM önünde buluşup sinemaya gittiyseniz * Montrö ve Lozan size avrupa şehirlerini,
hatırlatmıyorsa * Evinize enfazla 100 m. Uzaklıkta bir Tansaş mağazası varsa * Başka bir şehire,
gittiğinizde o şehirde yaşayanlara acıyorsanız * Uzakta iken şimdi İzmirde olsaydım diyorsanız SİZ,
DE İZMİRLİSİNİZ... 
25.03.2008 01:35 |
Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar
satıyordu. O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan
yiyecek birşeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.Yiyecek bir
şeyler yerine Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim? diyebildi yalnızca.Genç bayan,
çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk, sütü yavaş yavaş içine
sindirerek içtikten sonra Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar? diye sordu genç bayana.Genç bayan,
Borcunuz yok diyerek, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti; Annem, gösterdiğimiz şefkat ve
nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize dedi. Çocuk O halde
çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size dedi. Howard Kelly, evin önünden ayrıldığı zaman
kendisini yalnızca bedensel olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu. Yıllar sonra genç
bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı
ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler. Dr. Howard Kelly, konsültasyon
yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa
da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını
kurtarmak için elinden geleni yaptı. Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu. Dr. Kelly,
denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne birşeyler yazarak zarfın içine
koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi.Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline. Açmaya
korkuyordu... Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı
ödemek için çalışacağını biliyordu.Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini
çekti. Kâğıtta şunlar yazılıydı: Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.
bencede hayat acı ve tatlı sürprizlerle doludur yapılan kötülüklerde iyiliklerde mutlaka yapan
kişiyi bulur sen ne dersin....
25.02.2007 00:31 |
Daha henüz 18 yaşındaydı, ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere
yakalanmıştı. Kahır içinde eve kapamıştı kendini.. Sokağa çıkmıyordu. Annesi.. Bir de kendisi.. O
kadardı bütün hayatı..Bir gün fena halde sıkıldı, dayanamadı, attı kendini sokağa..Bir yığın
vitrinin önünden geçti.. Tam bir CD satan dükkanı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu. Geri döndü,
kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir genç
kızdı tezgahtar..Hani ilk bakışta aşk derler ya, öyle takılıp kalmıştı işte.. İçeri girdi..Kız
gülümseyerek koştu ona.. Size nasıl yardım edebilirim diye..Nasıl bir gülümsemeydi o.. Hemen
oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı..Kekeledi, geveledi, sonra Evet diyebildi.. Rast gele bir plağı
işaret ederek.. Evet.. Şu CDyi bana sarar mısınız?.. Kız CDyi aldı, içeri gitti. Az sonra paket
edilmiş geri geldi.Aldı paketi, çıktı dükkandan, evine döndü, açmadan dolabına attı..Ertesi sabah
gene gitti aynı dükkana.. Gene bir CD gösterdi kıza, sardırdı, aldı eve getirdi, attı paketi dolaba,
gene açmadan.. Günler hep alınıp sardırılan CDlerle geçti.. Kıza açılmaya bir türlü cesaret
edemiyordu. Annesine açıldı sonunda..Annesi Git konuş oğlum, ne var bunda dedi..Ertesi sabah bütün
cesaretini topladı. Erkenden dükkana gitti. Bir CD seçti. Kız gülerek aldı plağı. Arkaya gitti,
paketlemeye.Kız içerdeyken bir kağıda Sizinle bir gece çıkabilir miyiz diye yazdı, altına telefon
numarasını ekledi, notu kasanın yanına koydu gizlice.. Sonra paketini alıp kaçtı gene dükkandan..İki
gün sonra evin telefonu çaldı.. Anne açtı telefonu.. CD Dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan..
Delikanlıyı istedi.. Notunu daha yeni bulmuştu ..Anne ağlıyordu..Duymadınız mı dedi.. Dün kaybettik
oğlumu.. Cenazeden birkaç gün sonra, anne oğlunun odasına girebildi sonunda.. Ortalığa çeki düzen
vermeliydi. Dolabı açtı.. Oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü..Paketleri aldı, oğlunun
yatağına oturdu ve bir tanesini açtı..İçinde bir CD vardı, bir de minik not..Merhaba.. Sizi öyle
tatlı buldum ki.. Daha yakından tanımak itiyorum.. Bir akşam birlikte çıkalım mı.. Sevgiler..
Jacelyn!. Anne bir paketi daha açtı.. Onda da bir CD ve bir not vardı..
Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artık.. Sevgiler.. Jacelyn!..

03.02.2007 11:24 |
|
|
|
 |
|
|
 |