 |
 |
m3_CENK_s
OFFLINE (Müdavim)
Erkek / 22 yaşında Yurt dışı, Almanya
|
Puan: 71,456
Kredi: 23,819
Son Giriş: 28 Şub 2008 16:52
|
|
Üyelerin resimlerini görüntüleyebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için buraya tıklayabilirsiniz.
|
| |
|
|
|
|
GECE GÖZLÜM
EziLmiş Bir Kentin SokakLarında Sevdası YasakLanmıŞ Vede umutLarI KurŞunLanmıŞ GeceLerin
İsyanKar SerSerisi
GeLeNEDe GiDeNeDe eYWALLAHIMIZ war
GeLmişe GeçmişeDe saygımız.
şu saaTTEN soNRa
KİMSENIN HAYATI BIZI
İLGİLENDIRMEZ BIZIMKIDE KIMSEYI
BU HAYAT BIZIMSE EGER
CİDDEN YASAMAYA DEGER...
DÜNYA 1 GÜNDÜR ODA BÜGÜNDÜR !!
DÜN -DÜNDÜR``BUGÜN-BUGÜNDÜR
YoLda ßir Serseri GörürSen O Serseriye İyi ßaK BeLki Tanırsın O SerSeri kimDi İyi
ßiLirDin öyLeSiye Seven İstikbaLden Ümüt ßekLeyen ßir Efendi Simdi Yıkılmıs Dünyası HayeLleriyLen
ßeraßer Artık efendiLik OnDa Ne GezEr SerSeri'mi DiyeCekLeR ßırak desinLer GücenirSem NamerDim Ama
Unutma GüLüm ßu SerSeRi Senin Eserin.
Bu masaLar boş kaLmaz gidenin yeri doLar. Bu vazoLara birşey oLmaz yaLniz cicekLer soLar.
Gönül kimsesiz yapamaz sevebiLeceği bir dost arar. Taşin kaLbi yoktur ama onu biLe yosun sarar...!
Farkımız Tarzımız Bizim Delikanlı OLmamız, Ya Kan KuStururuz yada Tam SuStururuz. Bu
HuSuSta Ne KuraL Nede KraL tanırız.!!!
Asla BıRılerının Umudunu KıRmA, bElKIDE Sahip OlDukLarı TEK ŞEY ODUR .......
8
BENİ SEVMEK YÜREK İSTER
Buralarda cok yalnizim
Ariyorum heran seni
acilarim son bulurdu
tutabilsem ellerini
Sensiz sabah olmuyor
uyaniyorum ansizin
sensiz gun dogmuyor
ah yalnizim cok yalnizim
karanlikdan niye kaciyorum ah
dusunceler alir beni
dalga dalga sana geliyorum ah
ruyalarda geceleri
Uzakda zannetsende aslinda cok yakinindayim
fakat senin yaninda dilsiz bir yabanciyim
|
ELVEDA SEVGILIM
hadi gel yoksa kaybolacağım karanlıklarda...., belki sisli bir kış gecesi, belki hüzünlü bir sonbahar akşamı, cesetimi bulacaklar camurlar arasında..., gelip sana haber verecekler, bir elinde resmin bir elinde silah vardı diyecekler....., inanmayacaksın......., kalkıp geleceksin yanıma cesedimi görünce taş kesileceksin, senin için neler çektiğimi bir bir anlayacaksın....., affet beni diyeceksin, seni coktan effettiğimi bilmeyeceksin....., eğilip sarılacaksın soğuk vücuduma, işte o an bir fısıltı duyacaksın..., elveda sevgilim...!!!
|
|
|
Çok uzak bir adada yaşayan güzeller güzeli ahtapot ve çok yakışıklı bir akrep birbirlerine aşık
olmuşlar. Fakat ikisi de birbirinden korkuyormuş. Ahtapot akrepden onu zehirli iğnesiyle sokar diye
, akrep ise ahtapotun uzun kolları onu boğar diye…Fakat daha fazla dayanamayarak ikiside
birbirlerine kollarını uzatmışlar. Ahtapot “en kötü ihtimalle bir kolumu veririm, nasıl olsa yerine
yenisi gelir” diye düşünmüş. Akrep ise “Onun için kendimi feda edebilirim” demiş. Birbirlerini çok
seviyorlarmış. O kadar mutlularmış ki bütün hayvanlar çok kıskanıyormuş onları...
Zamanla akrepden sıkılmaya başlamış ahtapot, aklında açık denizler varmış hep. Oralara gidip başka
hayvanlarla tanışmanın hayalini kuruyormuş. Güzelliğini bu şekilde geçirmemek için okyanuslara doğru
yüzmeye başlamış. Terk edilen akrep günlerce sahilde onun dönmesini beklemiş. Ardından çok ağlamış
fakat göz pınarları olmadığı için, hep içine akmış göz yaşları. Okyanusların en güzel sularında
süzülen ahtapot yeni yerler gördükçe işte gerçek mutluluk diye düşünüyormuş içinden. Akrebi çoktan
unutmuş. Derken birden bir balıkçı ağına dolanmış olarak bulmuş kendisini. Kurtulmaya çalıştıkca
daha çok dolanıyormuş. Onu gemiye çekmişler. Balıkçılar ahtapotun kollarını kesip geri denize
atmışlar. Kesilen kollarıysa içki masalarında meze olarak kullanılmak üzere bir restorana
satılacakmış. Canı çok yanan ve ne yapacağını bilemeyen ahtapot eski aşkı akrebe dönmeye karar
vermiş fakat kolları olmadığı için yüzemiyormuş artık. Terk edilen akrepse onsuz olmaktansa ölmeyi
tercih etmiş ve zehirli iğnesiyle kendisini sokmuş. Diğer hayvanlardan yardım isteyen ahtapot akrebe
ulaşmak üzereymiş. Akrebin yanına vardığında ise akrebi ölmek üzereyken yakalamış. Akrep son
nefesini verirken “evet işte ben bu güzellik için kendimi feda ettim” demiş içinden. Gerçek aşkının
akrep olduğu anlamış ahtapot. Ama artık ne ahtapotun onu saracak kolları kalmış , ne de akrebin onu
tekrar sevebilecek kalbi...
Herşey zamanında yaşandığında güzeldir...
49 kere okundu, 1 yorum var..
|
Çabuk olsun, çabuk başlasın isterim ne başlayacaksa. Sabırsız, fütursuzum…
Çok önemsemem ne düşündüğünü ilk anda...
Bu benim ve bu benim düşüncem… Sonrası zaten zevk-ü sefa derler ya…. Seç seç al, ne istersen gönül
bahçemden… Kasmanın, kastırmanın, kasılmanın ne faydası var? Birden olmalı her şey... Aniden… Hızla,
yıldırım hızıyla... İşi de gücü de, gülmesi de ağlaması da…. Beklemenin, bekletmenin ne faydası ve
yaşamın? Ertelemeden… Hemen, hemen, hemen… Yarın belki geç olabilir her şey için... Gidebilirim, sen
gidebilirsin, yağmur yağabilir, kar yağabilir, hava soğuyabilir, hazan olabilir. Hasta olabilirim,
başkası olabilir... Şimdi, hemen şimdi… Ne olacaksa... Olmadı mı? Olmasın ne yapalım. Olmadı der
geçer gideriz... Tarih uygun yeri buldurur her insana...
... (devamı)
62 kere okundu, 2 yorum var..
|
Dersini almış da ediyor ezber Sürmeli gözleri sürmeyi n’eyler Bu dert beni iflah etmez del’eyler
Benim dert çekecek dermanım mı var.” Kör bir kandil eşliğinde aşkı aramaya çıktı adam... Aşkı, ilk
defa saçlarının uçlarındaki kavşakta aradı.Duraksız duraklarda beklemedi, aşk rüzgârını.Türkçe
ayinli, naftalin kokulu aşklar alıyormuş aşk durağındaki eskici. Postmodern yalnızlık çeken aşklar
kiralar masalcı nine. Sarışın ve kimliksiz kadehlerde kahkaha tufanı koparır taş plâklar.Aşkı,
kavşakta aradı aşkı arayan adam... Güneşin toplandığı gurup vakti aşkı, gurubun kızıllığında
aradı.Nihavent bir sevda yağmuru okşardı saçlarını.O saçlara ulaşmak için kırmızı ışıkta bile sağına
soluna bakmadan nihavent bir sevdanın notasına kürek çekti. Aşkı, nihavent bir sevda yağmuru altında
aradı, aşkı arayan adam... Aşkı arayan adam; ne acının vergisini verdi ne de gülün haracını
ödedi.Hele hele hüznü demirbaş defterinden düşmeye hiç yanaşmadı.Aşkı, mısralarda aradı aşkı arayan
adam... Sevgi; aşka secde edip, rükûya varınca; sevgi eriyip aşka karışınca aşkı aradı adam...
PirSultan’ın darağacındaki silüeti düştüğünde gebe güneşin yüzüne, aşkı aramaya çıktı adam.Kanla
beslenen zorba yalnızlıklar sevginin ateşini süpürüyor darağacına. İdama koşar türküler. Ve
PirSultan, tutuklu kalır bağlamanın perdelerinde. Son perde de aşkı idama hazırlar göğsündeki
çığlıklarla. Rüzgâr, yağmurun ıslak tarafından ölümü taşır bayat idam ağacına.Aşkın perçemine kan
sıçramış yağmurun ıslak tarafından.Aşkı, darağacında arıyor aşkı arayan adam... Denizin susuzluktan
dudakları çatladığı gün Halikarnas Balıkçısı ile ‘Mavi Yolculuğa’ aşkı aramaya çıktı adam... Hiçbir
alfabede olmayan seslerle, şiirin kalbini kırmayacak kelimelerle ulaşılacak aşk neredesin?Hangi cami
avlusunda abdest alır, hangi katedralde günah çıkarırsın?Nerede olursan ol, seni ilk defa saçlarının
uçlarındaki kavşakta aradım... Aşk, aşkı arayan adama aşkını sunmak için karanlığın tortusunda
senfoniler karıştırıyor... Işıklar söner... Kör bir kandil eşliğinde aşkın sürprizinden habersiz
aşkı aramaya çıktı adam. Aşkı arayan adam: Tedirgin gecelerden Kalp dışı aşk topluyor Elleri pişkin
Yüreği demir eriten Aşk topluyor, Aşk arıyor. Aşk öldü. Çünkü Bir sevgiyi Yüreğinde tutmuştu
bilmeden. Aşkı arayan adam adına. Aşkı arayanlar adına.Kendi adıma. Ellerinden öperim aşk kokan hor
gecenin. Alevler şehrinden aşk yüklü bir gemi demir alır tutuklu bir şarkı eşliğinde. Bendeki tüm
aşkları yaktılar sanıyorum. Mısralar aşkı tamir ediyor.Aşk, yorulmuş mısralardan... Son... Ama aşk
henüz bitmedi...
46 kere okundu, 0 yorum var..
|
|
|
|
 |
|
|
 |