 |
 |
ter.biyeli
OFFLINE (Müdavim)
Erkek / 20 yaşında Bilecik, Türkiye
|
Puan: 10,302
Kredi: 3,429
Son Giriş: 15 Tem 2008 00:32
|
|
|
| |
|
|
|
|
Atatürk'ü seven, sayan ve tek önderimiz diyen,
Türkiye Cumhuriyeti aşığı,
Bayrağımızın dalgalanması ile gurur duyan, psikopat denecek düzeyde bir TÜRK'üm. |
Bu üyenin henüz hiç arkadaşı yok, ama nasıl olur??
|
Ankara' da işim uzamıştı.. İstanbul' a dönüş için aldığım biletimi değiştirmem gerekiyordu. Öğle
arasında Sıhhiye' deki otobüs yazıhanesine gidip biletimi erteletmek için acele ediyordum.
Kalabalıkta koşarak yazıhaneye ulaşmaya çabalarken çarpıştık o yaşlı adamla. Sendeledi; elindeki
büyük sepette bulunan tahta kaşık, maşalar yola saçıldı. Sanırım o da belediye zabıtasından
kaçıyordu. Kısa süren şaşkınlıktan sonra adamın kalkmasına, yola saçılanları toplamaya yardımcı
oldum. Heyecanlanmış, rengi solmuş, nefes nefese kalmıştı. Sakinleşmesi için koluna girip yol
kenarındaki banka oturmasını sağladım. Savrulan kaşık ve maşaları toplayıp ben de yanına oturdum.
Sepetten dağılanları yerine dizip bir yandan da " bırakmıyor şu belediye zabıtaları üç kuruş para
kazanalım. Eve katkımız olsun " diyerek söyleniyordu.
Tahta kaşıkları dizmesine yardım etmeye çabalarken " Dur hele, şimşir ve ardıç olanları
diğerlerine karıştırma " diyerek engel oldu.
- Hepsi tahta kaşık işte, ne fark eder?
- Olur mu beyim? Şimşir ve ardıç ile ıhlamur, gürgen bir olur mu?
- Bilmem. Görsem ağaçlarını bile tanımam herhalde. Ne fark var aralarında?
Eline aldığı kaşıklardan birinin sırtını parmaklarıyla okşayarak bana doğru uzattı:
... (devamı)
88 kere okundu, 0 yorum var..
|
|
|
|
 |
|
|
 |